6 Eylül 2014 Cumartesi

TAT!L

                 Herkes bir kere de olsa hayalini kurmuştur, emekli olup şirin bir sahil kasabasında müstakil bahçeli evinde yaşamını sürdürmeyi. Tertemiz denizi,mis gibi havası,organik yaşamı,doğal güzellikleri insanın ömrüne ömür katar. Her yaz tatile gittiğimizde bu hayallerimiz depreşiyor bizim. Türkiye de gezip görülecek insanı büyüleyen cinsten çok yer olduğunu biliyorduk,bu seneki rotamız da bizi haksız çıkarmadı. İlk rotamız Dalaman,hedefimiz Göcek yat turu ve İztuzu plajı oldu. Göcekte yat turuna bir kez çıkmışlığımız vardı ama o kadar beğendik ki bu koyları her sene gitsek sıkılacağımızı sanmam. Kuzeyli ilk yat turumuz pek güzel geçti,yatın üst katında püfür püfür esen gölgelikte sızıp durdu kuzey, uyanık olduğunda ise bizimle bakir koylarda denize girdi.





İztuzu Plajı


                     Senelerdir Marmaris'e kadar gidip yanı başındaki bu güzel cennete neden uğramamışız diye hayıflandık durduk. Evet, Akyaka harika yemyeşil bitki örtüsü, masmavi deniziyle bizim gönlümüzü hemen fethetti. Akyaka da otel çok fazla yok, genelde apart ve pansiyon mevcut. Zaten gezilecek o kadar güzellikleri varken otele kapanmak delilik bence. Akyaka'daki ilk gün soluğu Çınar Koyu'nda alıyoruz. Bu koy Azmak nehrinin buz gibi sularının denizle buluştuğu noktada,ayağınızı suya değdirdiğinizde gözleriniz yuvalarından fırlıyor :) lakin o kavurucu sıcağın altında da inatla girip serinlemek gibisi yok. 

Suyun soğukluğu= yüz ifadem ;)





Azmak nehrinden bir görüntü. Suyun altında başka bir alem var sanki,büyüleyici!

                      İkinci gün, her gidenin ağzının suyu aka aka anlattığı, gidenin bir daha geri dönmek istemediği o eşsiz güzellikteki Akbük koyuna varıyoruz. Yolu pek virajlı, arabayı kullanan için zorlu(volkan) fakat yanındakiler için(ben-annem) sanki ünlü bir ressamın çizdiği harika bir tabloya bakmak gibi. Bir yanımızda uzun koca koca çam ağaçları diğer yanımızda turkuaz bir deniz... Akbük denizinden bahsetmiyorum bile fotoğraflar size herşeyi anlatır ;) Kısacası başka zaman oflana puflana gittiğiniz o virajlı yollarda bu güzellikleri görünce gıkınız bile çıkmıyor.

Akbük denizi




Kuzeyin gemisi

                          Tatilin son durağı ise Datça-Palamutbükü.  Hani yazımın başında bahsettiğim o şirin sahil kasabası olarak Datçayı seçebiliriz. Datça bizde bağımlılık yaptı, denizine her girdiğimde sevinçten ağlayasım geliyor. Denizi bu derece seven bir ben miyim yoksa deliriyor muyum? Datça güzel ama Palamutbükü bir harika :) Önceki senelerde bir uğrayıp dönmüştük, bu sene kararlıydık 2-3 gün kalmaya. Tatil zevkiniz sıkış tıkış sezlonglarda gümbür gümbür Demet Akalın eşliğinde güneşlenip denize girmek, akşamda o disco senin,bu disco benim gezmekse burası hiiiç size göre değil. Acayip sıkılabilirsiniz. Burası yazlıkçı mekanı,gerçi yazlıkçıların çoğu yazlıklarını aparta çevirmişler ama olsun. Kuzeyle sıkış-tıkış olmadan berrak denizin tadını çıkarıp,sakinlikte güneşlenmek ve kafa dinlemek için biçilmiş kaftan oldu bize Palamutbükü.





                      Deniz,kum,güneş tatilini seviyoruz. Bitmeyen tatil yapsalar sıkılır mıyım bilmem ama ben o sahil kasabasında bir ömür sıkılmadan yaşarım.  







15 Temmuz 2014 Salı

Kardeş'e

                  Neydi kardeş olmak? Defalarca kızıp tartışıp 1 saat sonra dayanamadığın mı? Annen gibi baban gibi koruyup kolladığın bir yavrun mu? Hep iyi olsun, en başarılı olsun, en güzel şeyler onun olsun istediğin mi? Tabi ki hepsi ve daha birçokları... Kardeş demek sağ kolun demek, anne babanın sana vereceği yegane servet demek, başın sıkışınca ağlama duvarın,canın sıkılınca dert ortağın, mutluluğunu ilk paylaştığın, sevincini kahkahalarla çoğalttığın, yeri gelince kıyasıya tartışıp sinirlerini zıplattığın, birkaç saat sonra saçma bir soruyla konuşmaya çalışıp "bak küsemem ki ben sana" demek istediğin , beraber saçmalayabildiğin, atsan atılmazın satsan satılmazın :) aynı kanı taşıdığın dostun ,arkadaşın, annen, baban, sırdaşın kısaca her bir şeyin... 
           Canım kardeşim evimizin küçüğü ve hep öyle kalacak olanı, ne iyi etmişte doğurmuş annem seni,ne iyi etmişim ki o çocuk aklımla kardeş istiyorum diye ağlamışım ben anneme :)) Bak bu dünyaya gelmende ki payım yadsınamaz :P hadi yine iyisin ablanın değerini bil :)) İyi ki doğmuşsun başımın en tatlı belası, gözümün bebeği,sen ve kuzey hiç büyümeyeceksiniz benim için... Dilerim ki tüm hayallerinin gerçekleştiği,başarılarınla gurur duyacağımız bir hayatın olsun... Doğum günün kutlu olsun kuzucumm...


8 Temmuz 2014 Salı

12'buçuk!

             Kuzeyin doğum günü hazırlıkları, doğum günü telaşı derken 12 ay yazımızı gecikmeli yazıyorum. Kuzey oğlum artık bebeklikten çıkıp çocuk olmanın kapılarını aralıyor sanki. Kendi istekleri kendi seçimleri olan bir birey o artık. Avm.lerde parkta cafede restaurantta istediğimiz yere oturtup önüne de iki oyuncak koyup oyaladığımız pinçodan eser yok! Artık hakimiyet onun! O nereye gitmek isterse parmağımızdan tutup çekiştirip bizi oraya buraya sürükleyen bir pinço kendisi! Artık avm.de yada dışarıda gezmek sanıldığı kadar kolay değil bizim için, nerede bir balon ve top görsek çığlıklarla peşinden gidiyoruz, ilerde topçu olursa göğsüm kabara kabara söyleyeceğim "daha bebeklikten belliydi ayool" diye :))) Kucak istemez,arabasına binmez, parmağımdan tutup o an keyfi nereye isterse o tarafa sürükleme evresine geçtik yalnız pek hoş bulmadık biz bu evreyi :P Volkanla nöbetleşerek gezdiriyoruz,gezmenin sonunda iki pert anne baba olarak evde soluğu alıyoruz. Kuzey artık yürüyor ve biz ardındaki yorgun savaşçılarız,koştuğu halini düşünemiyorum şahsen bünyem henüz ona hazır değil! 




            Artık her bir şeyi anlıyor,yapma dediğimde işaret parmağını sallıyor bana :)) Geçenlerde çiçeklerimle biraz haşır neşir olmuş kendileri, babası da "oğlum bak çiçeğin yapraklarını çekersen onun canı acır, ben senin kulaklarını çekersem senin de canın yanar" fln demiş hafif kulaklarını çekerek. Ertesi gün yine çiçekle samimiyetini ilerletirken babası "yapma kuzey" demiş, bunun üzerine bizim pinço hemen kendi kulağını tutup çekmeye başlamış :))) Görüldüğü üzere yanında anlamaz canım diye bir şey yapma lüksümüz yok,her şeyi o kadar çabuk kapıyor ki hep aynı duruşta olabilmek önemli.



     Parka bayılıyor her çocuk gibi eve zorla çıkarıyorum, bu arada ağlamalar,inatlaşmalar,hafif çaplı krizler başladı malesef,kısaca "welcome to two terrible" diyoruz. Zorlu bir dönem bizi bekliyor olsa gerek,benim gibi sabırsız,tez canlı birisine boolca sabır dileyin a dostlar! İki yaş sendromu(1 ila 3 yaş arasında görülen) kişiliğin karakterin oturmaya başladığı ilk dönemmiş daha sonra ergenlik dönemi vs gibi devam ediyor. Hani bazen sokakta yırtına yırtına ağlayan çocuk ve sinirden deliye dönmüş anneler olur ya haah işte nooolur siz siz olun onlara "aaaa ne kötü annee babaaa çocuğu ağlatıyorlar" yada "aayy ne şımarık çoocuk zırlayıp duruyor" diye bakmayın olur mu? Zira hepimiz içimizden bir kez geçirmişizdir ne var çocuğu bu kadar ağlatacak diye ama işte işin aslı öyle değilmiş, sebepsiz inatlaşmalar,ağlamalar vs olurken anne babaların her ağlamaya,her isteklerine olumlu cevap vermeleri demek daha sonra yayın kontrolden çıkıp tüm hakimiyeti o bıcırıklara hediye etmek demekten başka birşey değilmiş.Bu aşamada biraz uzman birilerinden yardım,biraz kitapları kurcalamak,birazda sakin kalabilmek(!) en doğru tercih olsa gerek. 



               Velhasıl bir büyüğüm çocuk büyütmek iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey derdi, hah tam da o dediğini hissediyorum,yaşıyorum şu aralar. Ne tezattır ki büyüdükçe zorlaşıyor belki bakımı,istekleri ama bir o kadar da tatlılaşıyor tepkileri,mimikleri,anlamlı gülücükleri, oyuncu bakışları,her haliyle benim aklımı başımdan almaya yetiyor. Büyüyor kuzey oğlum,koca bir 12 ayı geride bıraktık bazen yorucu bazen fedakar,bazen kahkahlarla çoğu zaman ilklere şahit olarak. Her anın için bin şükrederek geçirdik şu bir seneyi,darısı göreceğimiz diğer güzel senelere inşallah ;)


24 Haziran 2014 Salı

Kuzey'in BİR YAŞ Karnavalı

                      Doğum günleri hep özeldir ama ilk doğum günüyse hepsinden özeldir. Bir şey anladı yada anlamadı önemli değil,büyüyünce fotoğraflara bakar anlar onun için ne kadar özendiğimizi... Doğum günü yapmakta hazırlıkları da artık bildiğiniz bir sektör olmuş bulunmakta. Vaktim var hevesim de varken tüm ayrıntılarıyla zevk alarak ilgilendim yaptım. Tabi ki tek başıma yapmadım her şeyi,kamera arkasındaki teşekkürü borç bildiklerim var. Öncelikle bu süreçte finansal ve ruhsal :) yardımlarıyla beni destekleyen biricik eşiciğime, kuzeytoyla ilgilenip bana serbest zaman yaratan süslemelerin hazırlanmasında katkısı büyük olan cancağızım kardeşciğim Busejime, her zaman olduğu gibi bizi yalnız bırakmayan mamaları hünerli elleriyle ağzımıza layık bir şekilde hazırlayan lezzet ustalarım anneciklerime, doğum günü pastasını heykeltraş edasıyla hazırlayan ilkel şartlarda bile şaheser yaratan,koşturmacalarım da yanımda olan canım arkidişim Pinar Aran'a, her türlü yardımlarını esirgemeyen pek tatlı arkadaşlarım Pınar ve Damla kardeşyanlarıma, tasarım konusunda engin fotoşok bilgisiyle her türlü tehdit ve şantaj eşliğinde :) yardımlarını esirgemeyen David Engin babamıza, düğün,doğum bilumum tüm özel günlerimizi ölümsüzleştiren candan arkadaşımız Nursel'e namı değer Nurs'e,oğlumun bu özel gününde bizi yalnız bırakmayan çok sevgili arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim ;)
               Gelelim doğum günü detaylarımıza... Konsept olarak o mu bu mu derken en sonunda sirk karnavalına karar verdim, bu sene ben belirledim artık bundan sonra ki seneler kuzeytonun zevk ve isteğine göre şekillenir ;)

Şekerlemeler,renkli top sakızlar konseptin vazgeçilmezlerinden olsa gerek...

Sirk hayvanları temalı pastamız

                           Hatıra çerçevelerimiz


 Papyonlarımız ananemizin ellerinden ;)



Öpmeyi de öğrendik ;)

Anane torun renk uyumu

                                                                                      BİR adam ve damloş :)


 Herkes kuzeye ciciler almış benim pek düşünceli Pınariçem bana hediyeler almış iyi ki doğurmuşum diye,bide bana Dünyanın En İyi Annesi sertifikasını  layık görmüş ben mıncırmayayım da kim mıncırsın o bal yanakları :) 



Kuzeyden ve hazırlıklardan arta kalan zamanda tasarlayıp hazırladığım bir yaş anı tahtası



 Blog dünyasından tanıdığım sevgili fatoş ve güneytomuz, biz güneytonun doğum gününe katılmak isteyip katılamamıştık fakat onlar gelip bizi çok mutlu ettiler


Şu 1'i yapmak için epey uykusuz kaldığım doğrudur ama iyi ki kalmışım bence değdi :)



Uçan balonlarla evrene kuzey için dileklerimizi gönderdik, Buse teyzesi ileride kuzeye Adriana Lima gibi bir kız diliyormuş,bak bak baak :))


Senin adına olan tüm güzel dileklerimiz gerçekleşsin inşallah bebeğim...
Bir yılda tüm ezberlerimizi değiştirdin, iyikilerimiz,sevinçlerimiz,kahkalarımız sen oldun.
İyi ki de oldun
İyi ki de doğdun...
Baban da ben de nefes aldığımız sürece varlığına hep şükredeceğiz...
Seni çok seviyoruz canım oğlum Kuzey'im.