2 Ocak 2014 Perşembe

HOŞGELMİŞ 2014


                        Koskoca bir seneyi geride bıraktık,çoğuna göre 2013 uğursuz bir yıl ilan edilse de ,benim için aynı şey söz konusu değildi. 2013 Benim yılımdı,bizim yılımızdı. Harika bir mucizeye tanıklık ettim, 9 aylık uzun bir yolculuğumuz oldu bu mucizeyle. Bence dünyanın en kutsal mesleği olan anneliğe terfi ettim,2013 ün Haziran ayının 20. gününde ellerime o güzel armağanı verdiler. Ve ondan sonra hayatın tadı tuzu değişti, yaşamak daha güzel gelmeye başladı. 2013 en güzel hediyesini bıraktı ve gitti,hem de bundan sonraki her yılı daha güzel kılacak bir şekilde. 2014 yılından en büyük dileğim sağlık olsun,sevdiklerimin sesleri,kahkahaları hiç kesilmesin kulaklarımdan. Evimin dört bir yanını saran huzur,sevgi,aşkla büyüsün oğlum. 2014 ; hapşırıksız öksürüksüz,kazasız belasız,gülmeli sarılmalı,gezmeli tozmalı arada tozutmalı, kahkası bol,tatili bol,eritmeyip üreten,bizlere ayakkabı kutuları nasip etmeyen,hayırlı kazançlar getiren bir yıl olsun... 






Kuzeye ilk yılbaşı için bodysini ellerimle hazırladım 



                    Bu sene yeni yılı evde çekirdek aile geçirmeyi düşünen biz, cumartesi sabahı koca kişisiyle aramızda konuşurken Samsuna gitme planları yaparken bulduk kendimizi. Çocuk olduktan sonra bu anlık karar değişimleri hazırlanma konusunda beni zora soksa da yeni yılı aileyle geçirme fikri pek cazip geldi. Sonrasında geleceğimizden habersiz anneanne dede ve teyzeye harika bir sürpriz oldu. Evin yakınlarındayken aradığım annem "oğluşum yanımda olsa da öpsem sevsem" derken 5 dk sonra bizi karşısında görünce sevinçten çığlık kıyamet apartmanı ayağa kaldırdı :)) Oğluşumun ilk yeni yılına sevdiklerimizle bir arada girmek güzeldi,2014 e biz iyi motive olarak girdik, o zaman hadi bakalım tüm güzelliklerinle HOŞGELDİN 2 0 1 4 :)



21 Aralık 2013 Cumartesi

6 Aylık Pinço

                      'Allahım benim oğlum da onun gibi büyüyecek mi' dediğim zamanı hatırlıyorum kuzey yeni doğduğunda yolda gördüğüm 3-4 aylık bir bebek için. Sanki her şey dün yaşanmış gibi zaman su olmuş akmış,sanki videonun hızlı çekimine alınmışız da bugün altı ayında olmuş benim en değerlim.. Bir taraftan zaman durmaksızın geçerken insanoğlu unutmaya odaklı,fotoğraflar videolar birde bu blogum olmazsa ince ayrıntıları unutuyor insan. Şimdi  içinden görmemişin bir çocuğu olmuş tutmuş altıncı ayını kutlamış diye geçirenler tabi ki yoktur da :) hani öyle bir gaflet içine düşerseniz şayet bizleri mazur görünüz efenim :) Bu blog kuzeyle ilgili önemli her ayrıntının gelecekte hatırlanması için yapılmıştır. Elbette kendi kendine klozete ilk tuvaletini yaptığını da burada yayınlayacağım... Şaka şakaaa :)))





                    Yarım yaşına girdi elleri yumak,gözleri misket oğluşum... Ek gıdalarımıza yenileri eklendi,kilomuz tam ortalama da boyumuz ortalamanın azcık üstünde,desteksiz oturma çalışmalarımız sürmekte lakin arada bowling kukaları gibi devrilmeleri saymazsak...Bu aralar kendi sesinin çok güzel olduğunun farkına varan yavrucağım ses açma denemeleri yapmakta tabiki çıkarttığı sesin tiz bir çığlık olması benim duyduğum en güzel tını olmasına mani değil. Eline geçirdiği her türlü cismi sert yerlere vurarak sesler çıkarttığında dünyaca ünlü bateristlerin yanında halt yediğini düşündürüp beni çığrımdan çıkaran,sevginin böylesi de olurmuymuş be arkadaş diye kafayı yemeye zorlayan cinsten bir şey oldu çıktı bizim pinço. Henüz dişlerimiz jelibon kıvamındaki et parçalarını yarıp çıkamasalar da ağzındaki küçük parçaları yaşlı dedeler gibi yiyişi, uykuya geçerken illede yanağımın üzerinde gezdirdiği pamuk elleri, bir müddet sonra o gezdirdiği ellerinin altındakinin yastığı olduğunun farkında olmayışı, işten gelen babasına gösterdiği kocaman gülücükleri,heyecandan kıpır kıpır yerinde duramayan ayakları daha saymakla bitiremeyeceğim türlü türlü şebeklikleri... Bir anda hayatımıza geldi,en orta yerine oturdu,biz kenardan kenardan onun bize yaşattıklarıyla mutlu olup 'biz kuzeyden önce ki hayatımızda napıyormuşuz yaaa' derken buluyoruz kendimizi. İyi ki doğurmuşum seni aşk çocuğu, Allah'ın bize verdiği en güzel emanetsin,ömrün uzun bahtın her daim açık olsun canım oğlum ;)


8 Aralık 2013 Pazar

Karlı Bir Pazar

                     En çok kar Ankara'ya yakışır diyerek bu yazının anlam ve önemini vurgulamak istiyorum sizlere :) Evet kara kış,yok yok bembeyaz kış geldi sarıverdi tüm şehri. Dün akşamüzeri bir avm ritüeli sonrası birazdan olacaklardan habersiz dışardaki beyaz örtüyü hoplama zıplama sevinç nidalarıyla karşıladım. Eve nasıl gideceğiz sorusunu kendime sorana kadar. Ankara trafiği iş çıkışı,iş girişi,öğle tatili,bayram,yağmur,kar,güneş bilumum her türlü atraksiyonda hemen hazır kilitlenmeye. Ve kaçınılmaz son 15-20 dakikalık mesafeyi 1,5 saatte geldik. Kuzey olmasaydı söylene söylene oflaya puflaya geçireceğim bibuçuk saati, kuzeye bin bir şebeklikle ve pollyannacılık oynayarak geçirdim, ah oğlum nasıl mülayim bir insan oluverdim sayende :P  Her hafta sonu mübalağasız dışarıya kendini atan, Avm'lere uğramazsa yok yazılan bu çekirdek aile bu pazar eve hapsoldu,neden mi çünkü beyaz örtü buz pateni pistine dönüştü! İşte karın en sevmediğim  2 yıl önce kolumun üzerine düşerek  yaşadığım acı tecrübelerimi bana hatırlatan bu halini hiç sevmiyorum. Sevgili kocamın ben düşüyorum o halde karımı da almadan düşmem diye beni de çekivermesiyle gerçekleşen o anı ve kırılan kolum için de kırılsa ağrıdan duramazdın diye beni teselli ettiği o günü  kendisine hatırlatır burdan sevgilerimi yollarım. Neyse sonuç olarak pazar günü canı sıkılan çekirdek aile pozcu ki bu özelliği kime çekmiş bilinmez bir oğlanla objektiflerin karşısına geçer :) Bakışlarıyla annesini mest eden çilekli kremşantili clark kent çakması bu çocuğun pozlarına bakmak istersiniz diye düşündüm :))










28 Kasım 2013 Perşembe

Ek Gıdalarımız

                        5. ay kontrollerimizi olduk 6. ayımıza merhaba dedik. Her şey yolunda kuzucumun gelişimi gayet güzel sağlıklı bir şekilde seyrediyor.Nazarlar değmesin. Ek gıdaya ufaktan ufaktan başlamıştık zaten. Bizim pinço biz yemek yerken yediklerimize doğru saldırgan tavırlar sergileyip her yediğimiz lokmayı pür dikkat izliyordu. Bende çocuğumun gözünün içine baka baka homili gırtlak yiyip ona verememenin vicdan azabını çekiyordum. Hadi bakalım şimdi ek gıda menümüz genişledi,her şeyden minnak ağzına tepiştircem haberin olsun küçük pinço :)  Bu zamana kadar sade yoğurt veya cam rende de rendelediğim meyvelerle (elmalı, armutlu, muzlu olarak), muhallebi, çorba(havuç,patates,irmik yada esmer pirinç) veriyorduk. Artık  bu aydan itibaren kahvaltı öğünlerine geçebiliyoruz. Şimdilik ıhlamur,tam buğday ekmek içi,2 çay kaşığı pekmez,birazda tuzsuz organik beyaz peynir(lor yada labne olabilirmiş ama ben tercih etmiyorum labneyi katkı maddeli olduğu için) güzelce püre kıvamına getirip vermeye başladık. Kuzey ilk zamanlar pütürlerden dolayı bir kaç öğürsede artık alıştı gibi . Çorbamıza ıspanak,brokoli,maydanoz gibi yeşillikleri iki kere çekilmiş olmak şartıyla azcıkta kuzu etini ekleyebiliyoruz. Meyvelerden avokado ki inanılmaz zengin besin değerlerine sahip,erik,üzüm gibi yumuşak meyveleri ekleyebiliyoruz. Malesef mevsiminde olmadığımız için erik ve üzümün kurularını suda kaynatıp rondodan geçiriyorum,muhallebisine yada yoğurduna öyle ekliyorum. Hatta bazen tatlansın diye çok az tarçın da ekliyorum. Malum kociş tarçın düşmanı bari oğlu olmasın diye şimdiden alıştırıyorum :) Birde bizim yaylalarımızda yetişen annemle babamın el emeği göz nuru tek tek topladığı faydası saymakla bitmeyen yaban mersinini de buzluktan çıkarıp yoğurtla vermenin zamanı geldi artık. Çeşitlerimiz gittikçe artıyor,oğlum hevesli ben heyecanlı... Şimdilik sevmeyip hiç yemediği bir yiyecek olmadı çok şükür nazarlar değmesin. Bende volkanda annelerimize yemek konusunda pek çektirmişiz zamanında,bizim pinço bana çektirmez umarım,şimdilik gidişat güzel,yüüüs puan benim pekmez yanaklı bal dudaklı oğluşuma ;)



Aşurenin tadına doyamayıp tabakları yalayan oğlum


Mandalina sapığı kuzey


21 Kasım 2013 Perşembe

Çocuk/Ebeveyn Psikolojisi

                 Geçen gün internette gezinirken pedagog Ayşen Özenç'in bir yazısını okudum, çok etkilendim. Aşağıda anlatılan olay başımıza gelse belki de birçoğumuzun tepkisi o anneninki gibi olurdu, hani o korumacı içgüdümüz yok mu o.... Aslında ebeveyn olarak doğru yaptığımızı sandığımız ne kadar yanlışlar var. Çocuklarımızı büyütürken kendilerini ifade edebilen özgüveni tam bireyler olmaları için daha özenli davranmamız şart. Burada ailelere çok büyük görev düşüyor sanırım. Buyrun yazıyı okuyun...

Çocuk anaokulundan eve geldiğinde “Bana meyve suyu vermediler” diye annesine şikayet ediyor.                                                                                    
 Anne hemen okulu arayıp (saat önemli değil, konudan haberi olmayan müdüre ya da kahvaltı saatinde sınıfta olmayan öğretmene cep telefonundan ulaşıp) çocuğun yanında “Siz benim çocuğuma nasıl meyve suyu vermezsiniz” diye verip veriştiriyor.
Ertesi gün okul da (vermeyi unutmuş ya ) kendini suçlu hissedip meyve suyu dağıtımına ilk dün unutulan çocuktan başlıyor.
 Şimdi gelelim psikolojilere;
Çocuk  bakıyor ki; annesine şikayet edince, ilk meyve suyu kendisine geliyor. Kendisini prenses gibi  hissediyor ve annesinin gücüne hayran kalıyor.  Annem okuldan daha üstün diye  düşünüyor. Okul 30 çocuğa dağıtım yaparken unutmuş veya atlamış ama bunu savunamayacağı için, ertesi gün ilk çocuktan başlıyor hatta resimlerini de çekip web sayfalarına koyuyor.           
Anne de çocuğun hakkını koruduğu için mutlu…
Ortada sorun yok herkes mutlu….
Öyle mi acaba? Doğru kazanımlar alındı mı bu olaydan?
Bir de olaya şöyle bakalım..
Çocuk okuldan eve geldiğinde annesine “Bana meyve suyu vermediler” dedi. Anne (Benim çocuğuma nasıl meyve suyu vermezler dünya kadar para veriyorum) duygusunu içinden geçirse bile sakin bir şekilde…    
- Daha önce hiç vermedikleri oldu   mu?
- Hayır
- Bu gün sence neden vermediler? (Bu soruyu çok severim çocuk her zaman eteğindeki taşları döker) Ahmet’e vurdum ondan mı acaba?
- Vurmak güzel bir davranış değil.Ama ondan vermediklerini sanmıyorum. Başka ne olabilir? 
- Beni sevmiyorlar. 
- Yok bu da olamaz . O zaman diğer günler de vermezlerdi? Peki sen bana meyva suyu gelmedi diye söyledin mi?                                                                    – Hayır
- O zaman unutmuş olabilirler mi? 
- Evet unuttular…(Çocuk arkadaşına vurduğu ve kendisini sevmediklerini düşündüğü için unutmuş olmaları alternatifini sevinçle kabul eder)
- O zaman ben de şimdi unutmadan sana bir meyve suyu vereyim birlikte içelim. Eğer okulda tekrar unuturlarsa SEN DE İSTEMEYİ UNUTMA…Anne ertesi gün okula telefon açıp olayı anlatır, çocuğun kendini toplum içinde rahat  ifade edebilmesi için gelecek günler içinde tekrar böyle bir unutma olayı organize etmelerini ister. Kendi sorununu kendi çözecek mi , isteyecek mi beni de bu konuda bilgilendirirseniz sevinirim der

14 Kasım 2013 Perşembe

OĞLUM BÜYÜYOR

                   Beş ayımızın bitmesine şunun şurasında birşeycik kalmadı. Zaman ne kadar hızlı geçiyor. Sıfırdan bir insanın büyümesine tanık olmak harika bir şeymiş. Hele ki kendi canınızdan bir parça olunca her şeyi dört dörtlük olsun diye uğraşıyorsunuz. Kuzeyin anne-babaya en ihtiyacı olduğu zaman. Bana göre bebeklerin anne kokusuna doyarak en azından belli bir yaşa kadar anneyle büyümesi çok önemli. Bu konuda şanslı olduğumuzu düşünüyorum.


                        5 ay içinde ne huylar gördüm kim bilir dahada neler göreceğim bilinmez. Her hafta farklı bir versiyonla karşımıza çıkıyor kuzey beyler. Kimi zaman uykusu düzenli sakin bir bıcırık,kimi zamanlarda huysuz bir pinço oluyor kendisi. Sürekli bizi şaşırtmaya devam ediyor. Emeklemeye çalışsa da çok başarılı olduğunu söyleyemicem ama kendisi süper bir dönücü :) Döne döne istediği yere gidebiliyor :)) Hatta geçen gün oyun halısının üzerinde bırakıp mamasını yapmaya gittim mutfağa,döndüğümde halının üzerinde kuzeyin olmadığını gördüm.Evet evet kuzey bıraktığım yerde yoktu işin garip tarafı etrafta gözümün taradığı hiç bir yerde yoktu :/ Ben büyük bir şok içinde beynimle gözlerimin bana oyun oynadığını mı yoksa aklımı mı yitirdiğimi düşüne dururken sehpanın altından bir pinçonun bana baktığını farkettim de kızgın kumlardan serin sulara dalış yaptım :)) Bu aralar kuzeyi oyalamanın en güzel yolu ninni,şarkı söylemek inanılmaz hoşuna gidiyor. Özellikle bir şeyler yedirirken süper işe yarıyor. E tabi bende kısıtlı repertuarımda ki bütün çocuk şarkılarını başa sarıp sarıp söylüyorum. Ali babanın bir çiftliği olduğundan,mini mini bir kuşun penceremin önünde donduğundan,bir gün bir çocuğun şeker yerine ilacı yediğinden, kırmızı balığın gölde yüzdüğünden hepsinden haberdar benim minik kuşum... Bütün gün bunları söyleyip duruyorum,tabi bazen bunların bizi kesmediği anlarda dünya şarkı saçmalama birinciliğini kimseye kaptırmayacağım tarzda şeyler uydurup söylüyorum. Saçma falan bizimki severek dinliyor nolmuuşş :))) o mutluysa sorun yok tamam mıı :))




                    Biraz nazcı bir minnoşum var galiba. Bir şeye üzüldüğünde ağladığında babada biraz sakinleşiyor ama ben "nolmuş oğluma" fln demeyeyim başlıyor tekrar ağlamaya :)) Anne duygusal anlarda susmalı,konuşmamalı bunu öğrendik :P Birde artık ufak ufak oyunlar oynamaya başladık... Aynanın karşısında hoppala oynuyoruz kahkahalarla ve şu sıralar bilinçli olarak yaptığı en favori oyunumuz karşılıklı brrrr sesi çıkartmak. Tabi biz sadece o sesi çıkarıyoruz kuzey gibi o sesi çıkarırken karşısındakini baştan aşağı salyalamıyoruz :) Hep diyorum mickey farem büyüdükçe her şey dahada zevkli olmaya başladı. Kuzey bu aralar biraz agresif ergenliğe mi giriyor bu çocuk dicem lakin ergen olması için biraz erken galibaa :)) Ergen olmasa da erkekliğe adım atsın artık diye düşünüyoruz."Azıcık ucundanı" yaptıralım da çıksın aradan yoksa hareketlenmeye başlayınca hem onun için hem bizim için daha da zor olacak gibi. Şu an yarı essah herif olan oğluşum Tam Essah Heriflik mertebesine ulaşmalı yanii,savunun kızlaarr kuzeeyy fırtınası geliyoor :))
                       An itibariyle uykudan yeni kalkmış annesinin kucağına oturup başını göğsüne yaslamış son derece sakin huzurlu bir minnoşun kokusunu içime çekmekteyim. Oğluşumla hepinize sevgiler ;)

29 Ekim 2013 Salı

4 ay bitti!

                           Herkes 9 günlük bayram tatilinin çabuk geçtiğinden yakınırken ben 3 haftanın nasıl geçtiğini anlayamadım...Tamam tamam nispet yapmıyorum :) ama gerçekten tatilde olunca zaman sanki su olup akıyor.Hele de kuzeyi emanet edip arada bir nefes alacağım birileri varsa yanımda süper oluyor, tabi sultanlık 3 haftayla sınırlı olunca insana 3 gün gibi geliyor.Liseden beri kopmadığımız kardeş gibi olduğumuz çook sevdiğim iki arkadaşımızı evlendirdik. Tabi her ikisinin düğünüydü,kınasıydı derken 2 hafta bitiverdi. Bayram tatilinde bol bol dinlendik,kuzeyi alıp köydeki sobanın arkasında uyuma yarışı vardı adeta volkanla aramızda :) Bizim mickey fare sıcağı görünce mayışanlardan çıktı,hoop bayıldı. Geçen bayramda giresunda kuzeye mevlüt yapmıştık,bu bayramda da trabzonda yapalım dedik. Mevlüdümüz çok güzel oldu,vatanına milletine,annesine,babasına hayırlı bir evlat olsun diye dualar ettik.   
              

   Karadenizli olupta hamsi sevmeyen yoktur sanırım. Bizde hamsi sayıklayarak gittik memlekete,muradımıza erdik sonunda :)


Bayram gezmelerinde biz :)

                            Kuzeyli her gün ayrı keyifli.Hele hele büyüdüğüne tanık olmak inanılmaz şahane bir duygu. 4 ayımız bitti bile. Agucukları çoktaan geride bıraktık,artık bildiğiniz sohbet ediyoruz :) Aç mı,uykusu mu geldi,oyun mu istiyor,ilgi mi istiyor direk anlayabiliyorum. O büyüdükçe bizimde tecrübelerimiz artıyor. Kuzey büyüdükçe dış dünyayla olan algıları açılıp artık gülmesiyle,kahkahasıyla bize karşılık vermeye başladıkça biz eriyip bitiyoruz. Onun bir kahkahasına daha şahit olmak için her türlü şebekliği yapıyoruz hele de karşılığını alınca o an ki duyulan mutluluk hiçbir şeye benzemiyor.



                            Kuzey destekli oturuyor artık, daha erken olmasına rağmen ayaklarının üzerinde durmak için bizimle savaş veriyor. Uyku sorunu yaşamadım ben aslında kuzeyde.Hamileliğimde çok uyuduğumdan ve uykuya olan düşkünlüğümden ilk zamanlar biraz bocalamıştım. Lakin artık alıştım bebekli yaşamın gerektirdiği uyku saatlerine :) Kuzeyin ilk zamanlarda ki gündüz uyumama sendromu yavaş yavaş son bulmaya başladı. Artık gündüzleri mışıl mışıl uyuyor minik adam hemde kendi kendine,bu uyku eğitimi dedikleri şey bizde çabuk işe yaradı,ehh bunu da başarmanın verdiği gururla dolaşıyorum etrafta :)) Mickey farem bulduğu dokunduğu herşeyi ağzına götürüyor.Hadi kendi elini,ayağını zaten yeme gayreti içinde birde arada bende kaynayıp lööp diye bu minnoşun midesine oturacağım bir gün :) Şaka bir yana bu normal bir durummuş, nesneleri bu şekilde tanımaya çalışıyormuş bizim pinço. Ve artık ek gıdalara geçiş yaptık. İlk başta yoğurtla başladık. Bayılmadı belki yoğurda ama hayır da demeden yiyor maşallah. Elma,havuç,armut sularını deneyeceğiz sırasıyla... Her şey çok güzel ve kuzey büyüdükçe daha da güzelleşerek gidiyor. Uykudan uyandığındaki masumluğuna,o tarifsiz güzel kokusuna,bizimle sofrada oturmak için çığlıklarına,emerken bir taraftan da etrafta ne olup bittiğini öğrenmek için sürekli kafasını çevirip bakmalarına, uzun uzuun bir şeyler anlatmaya çalışmalarına,konuşmalarımızı dinleyişine(kısaca ben ona lafçı diyorum :)), kakasını yaparken ki konsantre hallerine(özellikle o zamanlarda dikkatini dağıtacak bir şeyler söyleyip konuşmuyoruz ki rahatça yapıversin diye yoksa meraklı bizi dinlemekten kakasını yapmayı unutuyor :)),sesli sesli esneyişine,tek kaşını kaldırıp bakmasına,koynumda uyumasına,sabah neşesine,daha nicesine her şeyine bayılıyorum. Şu hayatta yaptığımız en güzel şey kesinlikle... Hayata daha farklı bakmamızı sağlayan küçük bir melek o. Artık daha çok istiyoruz yaşamayı...kendimiz için değil, Kuzey için...


BİZDE SENİ ÇOK SEVİYORUZ KUZUCUĞUM :)