4 Mayıs 2014 Pazar

Diş Partimiz

           Kuzeytonun diş partisini yaptık. İlk partimiz olması nedeniyle tüm detayları önemliydi. Her şeyiyle ayrı ayrı uğraşmak hem yorucu hem de büyük bir zevkti benim için. Tabi annem ve kayınvalidemin destekleriyle her şey istediğim gibi oldu. Onlar olmasa bu kadar yükün altından bir başıma kalkamazdım,onlara en kocamanından teşekkürler ;) 
               Partimizi kendi aramızda sevdiğimiz arkadaşlarımızla birlikte yaptık,bizim bu güzel günümüzü şenlendirdikleri için hepsine ayrı ayrı teşekkür ederiz,sırada doğum günümüz var fazla vakit kaybetmeden hazırlıklara ufaktan ufaktan başlayalım o zaman ;) Diş partimizden fotoğraflarla boğulmak isterseniz buyurun  ;)


  Kurabiyeler benim eserim :)

 Kuzeyin diş hediyesi lavanta keseleri,keseler anneciğimin ellerinden süslemeler benden ;)



 Pastayı da ellerimle yaptım,üstünde ki kuzey bebeği ise becerikli bir arkadaşım yaptı ;)



 Ponpon kuzeyto :D






 Kuzeyto eceyi haam yapacakmış :D





 Kızlar şeyime ne taktınız :)

 Zuzu Sarpcık çok balsın ;)


 Ananiisi dişten yastık bile yaptı oğluşuna ;)


 Oyyy öpmekten bitirecek beni bu teyzecikler







25 Nisan 2014 Cuma

10

                10 Ay sanki 10 gün,10 ay sanki 10 yıl... Daha dün elimizde anakucağına koyup evimizin yolunu tutmuştuk. Ama sanki yıllardır da bizimleymişsin gibi... Minik pinçom büyüyor 10 koca ayı geride bıraktı... Bu ay artık çevreyle iletişimi süper. Özellikle dışarıdayken yanından geçen insanlara kendisine baktırana kadar gözlerini dikiyor. Herkese gülücükler saçmak en büyük vazifesiymiş gibi... Sanki herkesle tanışmalı,sanki herkesle oyun oynamalıymış gibi. Çocuk,bebek gördüğünde sevinç çığlıklarıyla yanına gitmeye çalışan kuzeyto; köpek,kedi,kuş gördüğünde hemen dokunmalı,sevinçten kahkaha atıp sevmeli. Böyle cana yakın olması çok hoşuma gidiyor, elimizden geldiğince ona zarar vermeyecek her şeyle haşır neşir olmasını sevmesini,sevgiyle büyümesini istiyoruz. Parka gittiğimizde etrafta koşturan bir sürü çocuk görünce deli oluyor. Ya elinden tutup yürütüyorum yada bırakıyorum yere kontrolüm altında emeklemesine izin veriyorum etrafımda "ayy,vayy,pislendi,mikroplandı" diyenlere kulağımı tıkayarak. Çünkü kuzey bunu yapmaktan son derece mutlu,elini silerim geçer,üstünü değiştiririm temizlenir ama o yaşadığı keyfi,özgürlüğü ona başka şekilde veremeyebilirim. Köpekleri yakından sevmek hoşuna gidiyor sahipliyse hiç çekinmeden haşır neşir olmalarına izin veriyorum, öyle ki geçen gün ellerini yalayan köpeğe attığı kahkahalar,mutluluğun ta kendisiydi bence. Evdeki çekmeceleri boşaltmaktan,ayakkabılıktaki ayakkabıları indirmekten zevk alıyor. Ne yani bu zevkten çocuğumu mahrum mu bırakayım? Artık evimin uzunca bir zaman derli toplu,yerli yerinde olmayacağını kabullendim,hevesini alana kadar etrafın dağınık kalması sorun değil.




               Pinço anlıyor artık,hem de çoğu şeyi. Topunu getir diyorum getiriyor, gel diyorum geliyor,gezmeye gidicez diyorum kapıya bakıyor. Top oynarken topu rastgele atıp tekrar peşinden gidip alıyor aynı şeyi tekrarlıyor devamlı.Top havuzunda ki topları tek tek bana veriyor veya tam tersi ben ona veriyorum "attıııı" yapıyoruz yine top havuzunun içine :) Yürümüyor halen ama ayakta 5-10 sn. kadar durabiliyor,dengeyi yavaş yavaş kurmaya başladı diyebilirim. Sabahları tepeme çıkıp burnumu ısırmaya çalışıyor, volkanda beni neden ısırmaya çalışmıyor diye kıskançlık krizlerine giriyor :)) Bu arada sokakta sıkça karşılaştığımız favori soru "kız demi?" veya "kız mı?" Hayır pembe de giydirmiyorum ama yine de çoğu kişi kız mı diye sorunca "hayııırr şeyini bile kestirdik essah heriif" dememek için zor tutuyorum kendimi :)) Erkek yanıtını alanların suratındaki mahcubiyete bıyık altından gülüyorum itiraf edeyim :)

Yüzmeye son hız devam

 Kuzeyto ilk 23 Nisanını parklarda temiz hava alıp köpeklerle ve çimlerle boğuşarak kutladı,seneye artık etkinliklerde boy gösteririz :)



               Nihayet aylardır yolunu gözlediğimiz hatta bi ara ümidi kestiğimiz dişleri 10. ayına 3 gün kala merhaba dedi. Öncelikle ters pinço yaptı yine yapacağını genellikle ilk olarak alt ön dişlerin çıkması beklenirken bizim üst ön dişlerimiz gelmeye başladı. Geldi gelmesine ama ne illet bi süreçmiş bu. Tüm yeme düzeni alt üst oldu,sevdiği şeyleri bile yemez oldu. Ne tıkıştırsam ağzına diye helak oluyorum her gün tabi ki o da inatla yemiyor. Yemek yemekten soğumasın diye çok ısrarcı da olmak istemiyorum ama bazen gerçekten açlıktan bayılacağını düşünüp kahroluyorum,inatlaşmam da sinirlerimi yıpratmaktan başka bir işe yaramıyor. Allahım çabuk geçsin şu illet dönem... Aslında doğum günümüz yaklaştığı için yapmamayı düşünüyordum diş partisini ama hadi içimde kalmasın kendi aramızda ufakta olsa bir kutlama yapalım dedim. Şu sıralar onun hazırlıklarıyla meşgulum...  İlkler her zaman özeldir,kendisinin dişti,doğum günüydü pek haberi olmasa da ileride fotoğraflara bakıp 'benim için annecim babacım neler yapmış' demesi bile yeterli. Allahım seni korusun tüm kötülüklerden bebeğim, hayırlı bir evlat olup çok sev beni ,babanı,ailemizi... tıpkı bizim seni çokça sevdiğimiz gibi ;)



7 Nisan 2014 Pazartesi

Dokuz'buçuk

           Dokuz'buçuk ayını geçti benim pinçom. Her geçen gün büyüdüğünü mimikleriyle elini kullanmasıyla bakışlarıyla her şeyiyle belli ediyor. Kapı gıcırtısı duymasın küçük pinço sallanmalar,el çırpmalar, eliyle tel sarar gibi ritm tutmalar hepsi var,allkışş kuzeye diyorum minicik yumak elleriyle alkış yapıyor kuzucum, annenin burnu nerede diyorum, işaret parmağıyla burnuma dokunuyor, gözüm nerede diyorum bazen gösteriyor bulamazsa da kopya verip iki göz kırpıyorum gözümü buluyor :) 


          Ses taklitçiliğine başladı artık, oyuncağından çıkan meee sesini eeee diye cırlayarak taklit ettiğini sanıyor yavrukuşum :)) Akranlarını görünce çok mutlu oluyor,gülücükler,dokunmaya çalışmalar,çok arkadaş canlısı oğluşum...Artık paçam da koala gibi gezmemesi de bir güzel haber benim için. 


                Bu aralar banyoya takmış durumda,çamaşır makinesi çalışırken hem korkuyor hem de ısrarla izlemek istiyor,tuhaf bir ruh hali içinde pinço :) Çıplak olmak hala en büyük mutluluklardan biri onun için. Hele de heyecanla çığlık çığlığa bir kaçışı var görülmeye değer. Banyo yapmayı çok seviyor,bu beni çok mutlu ediyor,su kuşu olacak galiba anasıyla babası gibi. Hem epeydir planlarımızda olan yüzme derslerine de başladık nihayet amacım milli yüzücü yapmak değil elbette, suyu sevsin,hem fiziksel hem ruhsal gelişimine katkısı olsun,biraz da eğlenip mutlu olsun yeterli bizim için:)) İlerleyen zamanlar da suyun üstünde durup kendini kurtarabilirse de ne ala... 


         Kuzeyto deli uyuma yarışmasına katılsa açık ara birinci olur kesin diye düşünüyorum. Böyle deli uyuma olamaz herhalde. Yatırdığımız pozisyonun tam tersinde buluyoruz çoğu zaman kendisini. Üstünü  ise kapalı bulmak pekte mümkün olmuyor. 
             Her geçen gün farklı bir şeyler yaparak bizi şaşırtmaya devam ediyor canım oğlum, büyüdükçe ele avuca sığmayan bir minnoş oluyor kendisi.


            Tadının tarifi yok,kokunun tarifi yok,sevginin büyüklüğü anlatılmıyor, Allahım korusun seni tüm kötülüklerden,nazarlardan bebeğim...

27 Mart 2014 Perşembe

Küçük Kaçamak

              Küçük bir kaçamakla açtık yaz sezonunu, gideceğimiz öncesinden belli olduğu için küçücük çocuklar gibi sevindirik bir halde şafak sayarak bekledik o günü . Arkadaşın düğününe gittik,o kadar yol gitmişken bi kaç günde kafa izniyle deşarj olup döndük. Deşarj olduk olmasına ama kısa tatilimize çok şey sığdırmaya çalıştığımızdan eve döndüğümüzde pert olduğumuzu fark ettik,olsun varsın yorgunluk gelir geçer,kafalar boşalmışsa,mis gibi ege havasını ciğerlerimize çekmişsek , ee bide güzel denizini görmüşsek daha ne isteriz. Hani demiş ya biri ''gitsem huzuru koklasam ege'de'' diye duygularıma tercüman olur kendileri.




             Kuzeyto doğduğundan beri yollarda olduğundan olsa gerek beklediğim kadar zorlamadı bizi. Biraz uyudu,biraz oynadı,biraz mola verdik derken tamamladık yolcuğumuzu. Giderken 25 derece civarındaydı hava. Normal zamanda az su içen oğluşum terledikçe suyu lıkır lıkır içti :) 




              Kıyametin uğramayacağı efsanesiyle bir süre gündemden düşmeyen Şirince'ye uğramak boynumuzun borcu oldu. Çok şirin evleri, taşlı patika köy yolları, eski zamandan kalma kilisesi,oldukça eski şarap mahzeni, hediyelik tezgahlarıyla gerçekten şirince bir köymüş burası.




                                         Şarap kan yapar dediler,verdik biz de :P

            Biraz kuşadası sahilinde denizle haşır neşir olduk, biraz izmir de alsancakta gezdik, kumru yedik, biraz akraba ziyareti derken tatilimiz bitti. Mis gibi hava vardı şansımıza,döneceğimiz gün ise sağanakla uğurladı bizi izmir... Şimdi sıra elimizde avucumuzda güzel anlardan kalan fotoğraflarla avunma vakti. Deklanşöre basan parmaklarımız dert görmesin :)) Maşallah en çokta oğluşuma... Ha bu arada şu sıralar dilimde bir şarkı: 'kalbim ege'de kaldı amaan amaannn' :))





17 Mart 2014 Pazartesi

Hafta Sonu Güzeldir ;)

      Güzel bir hafta sonu geçirdik çekirdek aile. Bahar göz kırpıyor bizlere yavaştan yavaştan. Güneşe aşık,temiz havada dolandık,güldük,güldürdükçe daha da güldük.  


Gülüşlerinizdir beni hayata bağlayan

Ömrüm yettiğince her zaman elinden tutacağımı bil güzel oğlum!

 
Tüm zorlukların üstesinden gelirim ben bir elimde kocam bir elimde oğlum ve arkamda canım ailemle,
boşa değildir bu zafer işaretim!




Ve hayatın anlamı sende gizliymiş güzel oğlum. 
Hele birde pırıl pırıl güneşli bir havada sevdiceğim yanımdaysa,sevdiklerim sağlıklı bir şekilde hayattalarsa bana da kocaman bir şükürden başka bir şey demek düşmez. 


1 Mart 2014 Cumartesi

Benden

            Şöyle bir fotoğraflara baktım bu akşam, dikkatimi çekti sekiz aydır tek başıma çekindiğim 3-5 fotoğrafı geçmemiş. Farkında bile değilim bu durumun. Her karede artık vücudumun bir parçasıymış gibi olan pinçomda benimle. Peki şikayetçi miyim bu durumdan değilim elbette. Aksine geleceğe bıraktığım her anımda o da olsun yanımda istiyorum. Her anını ölümsüzleştirmek en büyük görevlerimden biri artık.



           Oğluşuma kendim bakıyor olmanın tadı elbette ayrı. Büyümesine,her anına,her hareketine tanıklık ediyorum ,onu bir hamur gibi düşünürsek ona şekli ben veriyorum. Her şey çok güzel ama bu aralar pek bi düşkün bana. Hal böyleyken zor olan her şey daha da zorlaşıyor.Bütün gün tek başına çocuk bakmanın zorluğunu çocuğa bakmayan anlamaz. Sadece çocuk olsa belki ama yaşamsal ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için yemek yapmayı, evdeki bilumum işleri de göz önünde bulundurursak yük oldukça fazla. Bide üstüne bu aralar kuzey paçam da koala misali yaşıyorken ben ufaktan alarm vermeye başladım bile. 



         O zaman ben biraz kaçayım,şöyle bir deniz havasıyla doldurayım ciğerlerimi, beynimi tazeliyeyim, anne olmuş olmam anne sevgisine ihtiyacım olmadığı anlamına gelmez, hem zaten babamı da tavlada yenmeyi özledim, kardeşimle bi sinema yapıp gezelim,arkadaşlarımla 40 yıllık hatırı olan kahvemizi yudumlarken biriken dedikoduları da alayım. Kuzey yanıbaşımdayken bile özledim ben kuzeyi, kuzeyin içindekileri... Hem zaten kuzeyde yaşarken bile özleyenler var kuzeyi ;)