24 Haziran 2014 Salı

Kuzey'in BİR YAŞ Karnavalı

                      Doğum günleri hep özeldir ama ilk doğum günüyse hepsinden özeldir. Bir şey anladı yada anlamadı önemli değil,büyüyünce fotoğraflara bakar anlar onun için ne kadar özendiğimizi... Doğum günü yapmakta hazırlıkları da artık bildiğiniz bir sektör olmuş bulunmakta. Vaktim var hevesim de varken tüm ayrıntılarıyla zevk alarak ilgilendim yaptım. Tabi ki tek başıma yapmadım her şeyi,kamera arkasındaki teşekkürü borç bildiklerim var. Öncelikle bu süreçte finansal ve ruhsal :) yardımlarıyla beni destekleyen biricik eşiciğime, kuzeytoyla ilgilenip bana serbest zaman yaratan süslemelerin hazırlanmasında katkısı büyük olan cancağızım kardeşciğim Busejime, her zaman olduğu gibi bizi yalnız bırakmayan mamaları hünerli elleriyle ağzımıza layık bir şekilde hazırlayan lezzet ustalarım anneciklerime, doğum günü pastasını heykeltraş edasıyla hazırlayan ilkel şartlarda bile şaheser yaratan,koşturmacalarım da yanımda olan canım arkidişim Pinar Aran'a, her türlü yardımlarını esirgemeyen pek tatlı arkadaşlarım Pınar ve Damla kardeşyanlarıma, tasarım konusunda engin fotoşok bilgisiyle her türlü tehdit ve şantaj eşliğinde :) yardımlarını esirgemeyen David Engin babamıza, düğün,doğum bilumum tüm özel günlerimizi ölümsüzleştiren candan arkadaşımız Nursel'e namı değer Nurs'e,oğlumun bu özel gününde bizi yalnız bırakmayan çok sevgili arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bilirim ;)
               Gelelim doğum günü detaylarımıza... Konsept olarak o mu bu mu derken en sonunda sirk karnavalına karar verdim, bu sene ben belirledim artık bundan sonra ki seneler kuzeytonun zevk ve isteğine göre şekillenir ;)

Şekerlemeler,renkli top sakızlar konseptin vazgeçilmezlerinden olsa gerek...

Sirk hayvanları temalı pastamız

                           Hatıra çerçevelerimiz


 Papyonlarımız ananemizin ellerinden ;)



Öpmeyi de öğrendik ;)

Anane torun renk uyumu

                                                                                      BİR adam ve damloş :)


 Herkes kuzeye ciciler almış benim pek düşünceli Pınariçem bana hediyeler almış iyi ki doğurmuşum diye,bide bana Dünyanın En İyi Annesi sertifikasını  layık görmüş ben mıncırmayayım da kim mıncırsın o bal yanakları :) 



Kuzeyden ve hazırlıklardan arta kalan zamanda tasarlayıp hazırladığım bir yaş anı tahtası



 Blog dünyasından tanıdığım sevgili fatoş ve güneytomuz, biz güneytonun doğum gününe katılmak isteyip katılamamıştık fakat onlar gelip bizi çok mutlu ettiler


Şu 1'i yapmak için epey uykusuz kaldığım doğrudur ama iyi ki kalmışım bence değdi :)



Uçan balonlarla evrene kuzey için dileklerimizi gönderdik, Buse teyzesi ileride kuzeye Adriana Lima gibi bir kız diliyormuş,bak bak baak :))


Senin adına olan tüm güzel dileklerimiz gerçekleşsin inşallah bebeğim...
Bir yılda tüm ezberlerimizi değiştirdin, iyikilerimiz,sevinçlerimiz,kahkalarımız sen oldun.
İyi ki de oldun
İyi ki de doğdun...
Baban da ben de nefes aldığımız sürece varlığına hep şükredeceğiz...
Seni çok seviyoruz canım oğlum Kuzey'im.

6 Haziran 2014 Cuma

Yemyeşil Karadeniz

                    Küçük kısa karadeniz tatilimizi de geride bıraktık, tatiller çabuk geçmese,hiç birşey anlayamadan bitmese keşke... 4 günlük kısa bir tatildi ama o kadar dolu dolu geçti ki hem çok şey yaptık eğlendik,hem de hiçbirşey anlayamadık yorulduk. Arkadaşlarımızın düğünü için gittik onlar bir yastıkta ömür boyu kocasın diye kurtlarımızı döktük harika bir düğün yaptık. Ankaradan bizimle gelen karadenizi hiç görmeyen arkadaşlarımıza da küçük kısa bir karadeniz turu yaptırdık. Karadenizli olmama rağmen Trabzondan ötesine geçmemiş biri olarak bizde gezmiş olduk. Rize,Çamlıhemşin,Ayder görülmeye değer. Oksijen fazlalığından beynimiz uyuştu,kah yağıp kah açsa da hava şehrin gürültüsünden karmaşıklığından uzak,stressiz,sakin,tamamen doğayla iç içe ve doğal harika bi kaç gün geçirdik. Tabi Karadeniz havasından nasibimizi alıp burnu tıkalı anne,baba,çocuk ve arkadaşlar olarak geri döndük. Neyse lafı fazla uzatmadan bu harika cennet anlatılmaz yaşanır diyorum ve görmeyenler,görmek isteyipte gidemeyenleri ise fotolarla başbaşa bırakıyorum.
 Not: Fotoğraflar bol miktarda yeşil renk içerir ve ayrıca kuzeyi çok pis satışa uğrattığımız için fotoğraflarda kendisi bulunmamaktadır :))))

 Trabzon / Sera Gölü

 Yıllar sonra ayasofyayı görmek nasip oldu


Fotoğrafta ki görüntü kirliliğini bulunuz adlı çalışmamız, o evi oraya yapıp doğal görüntüyü alt üst eden ve buna izin verenler için bir sürü temennilerde bulunduğumuz doğrudur !


 Çamlıhemşin


 Sevdaluk dizisi burda çekilmiş


Rize / Zilkale




 Ayder de hava soğuk, üşüyenler şömine başında



Sümela'da yağmura yakalandık :))





25 Mayıs 2014 Pazar

OnBirAy

               El bebek,gül bebeğimin yaşına girmesine 1 aydan az bir zaman kaldı. Geçen sene bu zamanlar karnımdan önümü göremez halde yus yuvarlak şeklinin insan üstündeki tanımına birebir uyarak gezmelerden de geri kalmayarak fink atıyordum :) Maksimum 2 hafta var diye hayaller kurarken kocişle, bizimki "canım ne zaman isterse o zaman gelirim" diyerekten epey bir rötarlı gelmişti. Hepsi sanki dün gibi... Canım oğlum her gün anlatılmaz yaşanır kelimesinin dibini görüyorum seninle,yaptıklarınla ve bize yaşattıklarınla... İyi ki varsın...






            Kuzeyto da halen yürüme gayreti var birtakım atraksiyonlara da giriyor,tam anlamıyla yürüse zaten yerli yerinde bir şey bırakmayacağının sinyallerini şimdiden bize fazlasıyla veriyor. Oyuncaklar pek cezbetmiyor mutfaktaki plastik kaplar kadar yada çekmecelerdeki ıvır zıvırlar kadar. Oyun parklarıyla daha bilinçli olarak haşır neşiriz bu sıralar. Park gördüğünde eliyle gel gel yapıyor :) Ne yaparsam nasıl konuşursam fotokopi makinesi misali alıyor her şeyi, eskiden biz yemek yerken oyuncaklarıyla oynardı şimdilerde onsuz masada lokma geçmiyor boğazımızdan(duygusal anlar) şaka şakaa lokma yedirmiyor diyelim biz ona :) illa o da tadına bakacak,kendi kendine yeme isteği tavan yaptı, bu alışkanlığı kazanıyor sanırım. Birde şu sıralar balkona çıkıp aşağıda oynayan çocuklara cırlıyor "aaa aaaa" diye :)) kendi kendine yataktan inme çalışmaları yapıyor, bazen başarılı bazen yardımlarımızla. Bu ay bir sinirdir anlayamadım gitti. Pek agresif beyefendi, "iki yaş sendromu" için erken (1,5 ila 3 yaş arasında görüldüğünü söylüyor uzmanlar)  ama bu neyin siniri bu neyin kafası anlamış değilim? İstediği bir şeyi yapmadığımızda yada kendine zarar verebilecek bir şeyi engellediğimizde sinirleniyor, onu yapmak için inatlaşıyor,daha da üstelersem o sinirle eliyle kendi ağzına şap şap vuruyor( pinço kişisi burda kendi cezasını kendi veriyor kanımca ((: ) sinirini alamazsa kafayı ağzı etrafındaki sert bir şeylere vurup canını yakıp daha da çok ağlıyor. Bunu birkaç kez tekrarladı o anda en iyi çözüm istediği şeyi unutturup, ilgisini başka bir şeylere kaydırmak oluyor. Şimdilik işe yarıyor ama bana öyle geliyor ki bu pinçoyla bizim çok işimiz var...





               Bu arada 19 Mayıs tatilini fırsat bilip kısa küçük bir kaçamak yaptık,Sevdiğimiz arkadaşlarımızla güzelce deşarj olup döndük, bir Nurgül atasözü der ki "kötü tatil yoktur,kısa tatil vardır" Ehhh yaz sezonunu açtık, malum geçtiğimiz yıldan çok eksiğimiz var o yüzden bu sene tatilin dibini görmek istiyorum. Kuzeyto tatil bebesi,tatil için doğmuş adam,anasıyla babası kılıklı, hep havuzda yüzse,cimlerde yayılsa,parkta oynasa,lobide restaurantta havuz başında sürünüp otelin temizlikçi ihtiyacını karşılasa, anasıyla babasıyla hamama girse, amfitiyatro da gösterileri izlese ondan mutlusu yok :) Pinçomuz ilk defa dondurmayla da tanıştı, hiç sevmedi,eliyle itti ağzını kitledi, yemicem diye yüzünü yana çevirdi demeyi isterdim lakin sanki 11 aydır bu tadı bekliyormuşcasına elimizdeki dondurmaya saldırıp durdu,tabi ki aklı ermeye başladıkça yemek isteyecek o zaman da evde yapılan dondurmalar ilk tercihimiz olacak. Galiba ben yedirmek için ondan daha çok meraklıyım dondurma yapmak için kaplarımız bile hazır, hadi o zaman tam sıcak yazlar gelsin :) 
 




                   Kuzey ve gün içinde yaptıkları,hayran bıraktıkları,üçkağıtlıkları o kadar çok ki anlatmakla bitmez,11 ayın özeti böyle geçti, sırada İLK YAŞ var,heyecan var,hazırlıklar var... Öperiz bizi sevgiyle takip eden ailelerimizi,arkadaşlarımızı ;)

11 Mayıs 2014 Pazar

Annesinin Kuzusu ;)

                Bir kelimenin aslını,özünü anlatmak için "ana" kelimesini getirip koymuşuz o kelimenin önüne; anapara,anasayfa,anayasa,anahaber gibi.. Birşeyin önemini vurgulamak için ana demişiz hep öncesinde, demişiz demesine ama ana olmanın önemini,öz olmayı,asıl olmayı 27 yaşından sonra öğrendim ben.
             Lisedeyken özellikle asi genç zamanlarım da çok duyardım annemden bu cümleyi; Anne olunca anlarsın! Ne demek istediğini yada ne kadar önemli bir cümle olduğunu anne olunca anladım gerçekten. Neydi bu kadar özel kılan annelik mertebesini, neydi anne olmadan anlayamadığım bu gizemli şeyler?
               Ben ilk olarak annemi; bana suni sancı verdiklerinde çektiğim acıların şiddetiyle anladım. Halbuki ne kadar da basit gelirdi kulağıma anlattığı doğum hikayem, çektiğim acıdan daha fazla acı çekmiş olamazdı. Belki de anne olmadan önce ilk defa anlamıştım onu o sancıların şiddeti arasında. Annem hep "doğduğunda ilk zamanlar senin nefesini dinlerdim başında beklerdim bir şey olacak diye ödüm kopardı" derdi. Hoşuma gider ama güler geçerdim,meğer anlamamışım o zaman da ne demek istediğini kuzey doğunca anladım. Kuzey doğdu uyurken sürekli kontrol etme isteği, başında öylece ona bakıp bekleme arzusu ve kontrol edemediğim bir sahiplenme iç güdüsü.  Kuzeye ilk burnum nerede diye sorduğum zaman burnumu gösterdiğin de gözlerimden boncuk boncuk yaşlar süzülürken daha iyi anladım annemin neden mezuniyetlerim de duygulanıp ağladığını. Küçükken yemek yemediğimden her defasında yakınıp dile getiren, iki lokma yedirmek için büyük uğraşlarını her defasında anlatan anneme "aç değilmişim demek ki neden zorluyordun ki ben çocuğuma öyle yapmayacağım" derken bugünler de bir çeşit vitamin daha alsın diye karıştırdığım yiyeceklerle yaratıcılığın sınırlarını zorlayacağımı hiç hesaba katmamıştım. Anne oldum yavrum için her şeyi yapabilecek gücü hırsı kendim de buldum. Ben artık anneyim, küçük bir meleğin kahramanıyım kimse beni yıkamaz derken bir küçük grip virüsü gelip kuzeyi bulduğunda bir de baktım ki dünyanın en çaresiz en bitmiş insanı oldum. Kuzey iyiyse mutluysa ben havalara uçtum,kuzey hastaysa iki öksürüp bir hapşurduysa,burnu tıkandıysa mutsuz biri oldum. Annelik hissiyatının tarif edilemeyeceğini,hiç bir şeye benzemediğini ve kadınlara bahşedilmiş kutsal duygu olduğunu anne olduğum da anladım.
               Annem ve  annelerimiz hatta onların anneleri varken burada anneliğin kitabını yazacak değilim,şu zaman ve şartlarında bile tek çocuğa bakarken zorlanıp yorulurken onların zaman ve şartlarında ne zorluklarla ne emeklerle bizlere baktıklarını düşündükçe cennet annelerin ayakları altındadır hadisinin onlar için söylendiği kanısındayım. Ee onların yanında bizde ucundan kıyısından üstümüze alınabilir miyiz ki acaba bilemedim :)) 



               Şunu da söylemeden geçemicem bana göre annelik sadece biyolojik olarak bir canlı dünyaya getirmek demek değildir. Emek verip büyüttüğünüz,gözünüzden sakındığınız her şeyin çiçeğin,kedinin,kuşun,sahipsiz bir çocuğun annesi olmak,bu vasfı doğurup kenara bırakandan fazlasıyla hakediyor olmak demektir.


           Kıymetli anneciğimin, eşimi büyütüp aynı emeklerle bugünlere getiren değerli anneciğimin, tüm annelerin, kendini anne hisseden tüm kadınların ANNELER günü kutlu olsun, HER GÜN anneler sevilsin,kıymetleri bilinsin,öpülsün koklansın,çiçeklere boğulsun... Allah onları başımızdan,telefonun diğer ucundan,kapının hemen arkasından eksik etmesin...